DALDAN DALA SAVRULARAK NEYİ NE KADAR ÖĞRENEBİLİRİZ ?

 

TELEFON 1546

Ben Çigong öğrenmeye başladığım o gün o kadar inandım ki davaya, şartlar elverse yıllarca o klinikte kalır hatta ömrümü çigong öğrencisi olarak geçirebilirdim. Sistemin bir ilaç olduğunu zihnim anlamış, acılar içindeki zavallı bedenim de birşeyler sezinlemişti. En çok da o acıların sadece 1 hafta çigong eğitimi alarak  geçmeyeceğini…

Daha genç olsam, “ben kalayım burada, karşılığında temizlik yaparım” gibi birşey derdim belki ama, İstanbul’da bekleyenlerim var ve ayrıca ne yalan söyleyeyim temizlik yapmaktan da nefret ederim. Düşündüm taşındım ve dedim ki, şimdi kalabildiğim kadar kalayım, ilerde çalışıp biriktirdiğim bütün paraları bundan sonra çigonga yatırırım. Öyle de yaptım. Bence müthiş bir yatırım. Bütün doktorların yaşlılık zamanlarım için muştuladıkları kalça operasyonundan yırtmış olabilirim böylece.

Sonradan düşündüğümde neydi beni güvenle sisteme bu kadar bağlayan şeyler diye, bir anı geliyor aklıma mesela: Ayakta 2 saat süren ve benim için oldukça acılı geçen  bir dersin sonunda, hocamızın anlattıklarını dinlemek üzere yere çökmüş, kendimi bir duvara dayamıştım. Bize egzersizler sırasında  liderlik eden, hocamızın birinci asistanı, kendisi de ileri seviyede bir hoca olan Sachie,  Japonlara has zerafetiyle yanıma sokulup, duvarla zonklayan belimin arasına çi dolu elini yerleştirdi. Kimseler görmedi. Öylece hocamızı dinledik. Biraz önceki egzersiz sırasında ellerine dolan canlı enerjiyi yavaş yavaş akıttı acımın üzerine. Duyduğum minneti anlatamam. Hem minnet, hem de ne özenme! Ben yıllardır masaj yapıyordum ama yaptığımız şey kasları eklemleri çekiştirmekmiş meğer. Çok rafine çok canlı bir şey vardı belime akan ve çok gerçekti. Herşeyi sorgulayan zihnim hiç bu kadar emin olmamıştı; öyle elimi koydum, Allah rızası için de niyet ettim demekle akmıyordu o şey. Doğaya ait bir matematiği öğrenmek ve vücutta işlemesini sağlamak, yani çok çalışmak gerekiyordu.

Bu anımdan yıllar önce Şangay Üniversitesi bünyesinde Çin tıbbı öğrenirken, Tuina masaj doktorlarımızdan biri kolumu kavramış, vücudunu neredeyse hiç kıpırdatmadan çok ilginç bir titreşim yaymıştı bedenime. Dışarıdan bakan kolumu tutan bir adam görürdü sadece,  ama benim kolumda tsunami kadar kuvvetli dalgalar dolaşıyordu. O kadar gerçeküstüydü ki, adam şapkadan tavşan çıkartmış hissi uyanmıştı bende. Zihnim anlamayı bile reddetmişti yani. Kendimi o noktaya gelmiş olarak hayal dahi edemedim ama biliyorum o an yüreğime çigong toğumlarının ekildiği andır. 4 sene sonra o toğum hocamın Tayland’daki kliniğinde Sachie’nin parmaklarından dökülen can suyu enerjisiyle ilk yapraklarını verdi ve ben de artık onu kendim suluyor, seviyor ve sağlıkla büyütüyorum.

Aynı metaforla devam edecek olursak…Bugün ektiğiniz toğumun bir ağaç olması için bir emek bir çalışma gerekiyor. Bahçemde limon ağacım olsa diyorsanız, öncelikle akşam salataya sıktığınız limonun toğumunu ıslak pamuk arasında kaloriferin üstüne koymanız, o toğuma inanmanız, hergün yanına gidip ona sevgi ve su vermeniz gerekiyor, başverirse küçük bir saksıya koymanız, büyümesi için saksısını değiştirmeniz, toprağına vitamin katmanız, Yerini akıllıca ayarlamanız gerekiyor. Onu dinlemeniz, gölge mi seviyor, güneş mi seviyor diye kulak vermeniz gerekiyor…Kısaca Bir toğumun bir fidan, bir fidanın bir ağaç olması için önce sizin çabanız gerekiyor.

Bunu okuyan öğrencilerim varsa, konuyu nereye bağlayacağımı anlamışlardır 🙂

Hocamın izni, teşviki ve hiç kesilmeyen desteğiyle son üç senedir ben de üç büyük şehirde eğitimler veriyorum. Bu arada düzenli olarak kendimi ve eğitmen vasıflarımı geliştirmek için Tayland’daki çigong kliniğimize ve Bali’deki yoğunlaştırılmış çigong kamplarımıza katılıyorum. Her gidişimde de 2/3 ay kalıyor ve bu süre boyunca da hergün tekrar ediyorum hergün (Pazar dahil) okula gidiyorum. Çünkü diğer bütün arkadaşlarım da hevesle gidiyorlar. Herkes buradayım ve kendimi daha ne kadar geliştirebilirim diye uğraşıyor. Buradayım ve daha ne kadar öğrenebilirim çabası içersindeler.  İstekle ve hergün hiç sıkılmadan aynı egzersizleri tekrar eden bedenlerimizde gözle görülür bir rahatlama oluyor bir süre sonra. Ben kendim farkedemesem bile diğer arkadaşlarım bendeki değişimi, ben de onlardaki gelişmeleri çok net görebiliyorum.

Böylesi bir gelişimin tek bir sebebi var. İnanarak, sıkılmadan hergün aynı egzersizleri yapmak!! hocalarımızın işaret ettiği düzeltmeleri hiç gocunmadan egzersizlerin içinde hissetmeye çalışmak; her düzelmenin ardından yeni bir düzeltmenin geleceğini bilmek, düzeltilmekten yorulmadan , aynı duruşları ardarda tekrarlarken o duruşların içinde sürekli gelişmeye çalışmak.

İstanbul gibi bir şehrin keşmekeşi, yoğunluğu içinde öğrencilerimizden böylesi bir adanmayı beklememiz gerçekçi değil biliyorum. Şahsen benim beklediğim, günün herhangi bir saatinde kişinin kendi belirleyeceği  bir rutinle egzersizlerin az ya da çok tekrar edilmesi. Bu söylediğimi en minimum düzeyde yapanlarda bile inanılmaz sonuçlar gerçekleşiyor, şaka değil. İstanbul’da bu sene devam eden eğitimim sırasında iki bayan öğrencim sürpriz bir şekilde hamile kaldılar.  Bir tanesine doktoru bile çok şaşırdı, çünkü epeyce sorunlu bir geçmiş vardı o bölgede. Nasıl oldu? Çünkü  öğrendiği limitli pratiği neredeyse hergün tekrarladı, arada bana videolarını gönderdi ben düzeltmeler yaptım. Yapabildiği kadar yaptı hep ve inanarak yaptı. Ankara’daki öğrencilerimden biri yıllardır günde 4 saatten fazla uyku uyumamışken, 1. Modülün ardından akşam 8’de yatıp sabah 8’de uyandı. Ardından da en düzenli yapan öğrenciler arasına girdi. Yapabildiği kadar yapıyor ve yıllardır süre gelen, bazen sebepsiz düşmelere sebep olan denge problemi de çözüldü. Türkiye’nin en büyük spor klüplerinden birinde üst düzey yönetici olan bir öğrencim, belki de hepimizden on kat daha yoğun bir programa sahip ama sabahları kızına kahvaltı hazırlamadan önce kendine çigong için zaman yarattı ve hergün yapıyor. Yapmazsam vücudum yaptığım zamanki gibi dinç olmuyor diyor.

Diyeceğim o ki; bu bahsettiğim insanlar da İstanbul ve Ankara’nın en yoğun kişilerinden. Yani sürekli bahaneler yaratıp egzersizden kaçmakla, bu olmadı bir de şu kursa katılayım demekle ve o kursun ardından da kendini bambaşka bir kursta bularak, “ama ben kendimi geliştiriyorum” kandırmacasıyla vücudunuzu ve zihninizi sağlığa kavuşturamazsanız. Ancak başka türlü bir zihinsel bağımlılık geliştirip, başka bir kısır döngüye girmiş olursunuz.

Doğru seçilmiş bir egzersizin sağlığa, ardından da sanata dönüşmesini istiyor iseniz; daldan dala atlamak yerine belli bir hocanın, okulun rehperliğinde yaptığınız her ne ise onu tekrar, tekrar, tekrar yapmanız gerekir.

Saygı ve sevgiyle.

Esra

One comment

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s